Daha iyi dinleme yolları


Dinleme yetimizi kaybediyoruz. İletişim kurmak için zamanımızın neredeyse yüzde 60'ını dinlemeye harcıyoruz, ama dinlemede çok da iyi değiliz. Duyduklarımızın sadece yüzde 25'ini aklımızda tutuyoruz. Dinlemeyi sesten anlam çıkarma olarak tanımlayalım. Zihinsel bir süreç ve bu bir çıkarım süreci. Bunu yapabilmek için çok güzel teknikler kullanıyoruz. Bu tekniklerden biri örüntü tanıma. Yani bir kokteyl partisinde, eğer "Mehmet, Elif, dikkatinizi verin" dersem, bazılarınız doğrulur, dikkatini verir. Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz. Kullandığımız diğer bir teknik farklılaştırma. Bu hep aynı tondaki bir gürültüyü iki dakikadan fazla açık bırakırsanız, bu gürültüyü artık duymazsınız. Biz farklılıkları dinliyoruz, aynı şekilde kalan sesleri önemsemiyoruz. Ve sonra bir dizi filtreler var. Bu filtreler bizi bütün gürültüden çıkarıp dikkatimizi verdiğimiz noktaya odaklıyor. Pek çok insan bu filtrelerden tamamen habersiz. Ama aslında onlar bir şekilde bizim gerçekliğimizi yaratıyorlar, çünkü şu anda neye ilgimizi verdiğimizi bize yansıtıyorlar. Size bunun bir örneğini vereyim: Seste ve dinlemede niyet çok önemlidir. Ben eşimle evlendiğim zaman, ona her gün onu, sanki ilk kezmiş gibi, dinleyeceğime söz verdim. Şimdi bu günlük olarak yapmakta eksik kaldığım bir şey. Ama bir ilişkide sahip olunacak harika bir niyet bu. Ama hepsi bu değil.


  Ses bizi yere ve zamana yerleştiriyor. Bir odada gözlerinizi kapatırsanız, yankılanmadan ve yüzeydeki hareket seslerinden odanın büyüklüğünün farkında olursunuz. Ve algıladığınız mikro sesler sayesinde etrafınızda kaç kişinin olduğunun farkına varırsınız. Ve ses bizi zamana da yerleştirir, çünkü sesin içinde zaman daima saklıdır. Hatta dinlemenin bizim geçmişten geleceğe zaman akışını tecrübe etmemizin temel yolu olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden, "Ses verme niteliği zaman ve anlamdır" muazzam bir alıntı! Başlangıçta da söylediğim gibi, dinlememizi kaybediyoruz. Peki neden bunu söyledim Pek çok sebebi var. Sebeplerden biri kayıt etmenin yollarını icat etmemiz önce yazma, sonra ses kaydı ve şimdi de video kaydı. Doğru ve dikkatli dinlemenin değeri tamamen yok oldu. İkinci olarak, dünya artık çok gürültülü, bu ahenksiz ses karmaşası devam ederken görsel ve işitsel olarak, dinlemek çok zor; dinlemek yorucu. Çok kişi kulaklıklarına sığınıyor, ama onlar burası gibi ses atmosferi paylaşılan büyük kamu alanlarını milyonlarca küçük kişisel ses kabarcıklarına dönüştürüyorlar. Bu senaryoda hiç kimse kimseyi dinlemiyor. Sabrımızı yitiriyoruz. Artık hatiplik istemiyoruz, kısa beyanlar istiyoruz. Ve söyleşi sanatı bence tehlikeli bir şekilde kişisel yayınlara yerini bırakıyor. Bu tür konuşmada ne kadar dinleme yapılıyor bilmiyorum, ve bu ne yazık ki çok yaygın, özellikle Türkiye’de. Duyarsızlaşıyoruz. Medyamız ilgimizi çekebilmek için bu tür manşetlerle bize bağırmak zorunda. Ve bu demek oluyor ki sessiz, göze çarpmayan ve abartısız olanlara dikkatimizi vermemiz daha zor.


  Dinlememizi kaybediyor olmamız ciddi bir problem. Önemsiz değil. Çünkü dinleme bizim anlamaya olan erişimimizdir. Bilinçli dinleme her zaman anlayışı yaratır. Ve sadece bilinçsiz dinleyerek Bu şeyler olabilir Birbirimizi hiç dinlemediğimiz bir dünya gerçekten çok korkunç bir yer. Bu yüzden bilinçli dinlemenizi geliştirmek için, yanınızda götürebileceğiniz beş basit egzersizi veya aracı sizinle paylaşmak isterim. Birincisi sessizlik. Günde sadece üç dakikalık sessizlik kulaklarınızı adeta sıfırlamak ve yeniden ayarlamak için harika bir egzersizdir. Böylece tekrar sessizliği duyabilirsiniz. Eğer mutlak sessizliği sağlayamazsanız, dinginliği deneyin, bu da kesinlikle yeterli olur. İkincisi, karıştırıcı adını verdiğim bir egzersiz. Yani çok gürültülü bir ortamda bulunsanız bile, ve böyle yerlerde çok zaman harcasak bile bir kafede ne kadar çok ses kanalı duyabilirim diye dinleyin. Bu karışımda birbirinden ayrı kaç tane kanal dinliyorum İsterseniz bunu bir göl gibi, güzel bir yerde de yapabilirsiniz. Kaç tane kuş duyuyorum Neredeler Nerede o şarıltılar Dinlemenizin kalitesini geliştirmek için harika bir egzersiz. Üçüncüsü tadını çıkarma adını verdiğim bir egzersiz, ve çok güzel bir egzersiz. Sıradan seslerden keyif almakla ilgili. örneğin, benim çamaşır kurutma makinem. Bayılıyorum sesine. Ya da kahve makinesi. Yani eğer ilginizi verirseniz sıradan sesler gerçekten çok ilginç olabilir. Ben buna saklı koro diyorum. Sürekli etrafımızda, bizimle. Bir sonraki egzersiz büyük olasılıkla aralarında öğrenebileceğiniz en önemli egzersiz. Dinleme pozisyonları. Ana fikir şu; dinleme pozisyonunuzu dinlediğiniz şeye uygun şekilde değiştirebilirsiniz. Bu, o filtrelerle oynamaktır. Hatırlıyor musunuz, başlangıçta size o filtrelerden bahsettim. Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak. Bunlar dinleme pozisyonlarının sadece bazıları ya da kullanabileceğiniz dinleme pozisyonları ölçekleri.


  Ve son olarak, bir kısaltma. Bunu dinlemede, iletişimde kullanabilirisiniz. Eğer o rollerden birindeyseniz bu kısaltma ATOS, Sanskritçe bir sözcük, özsu ya da öz, esas anlamına geliyor. Ve ATOS'un açılımı şöyle: kişiye dikkat verme anlamına gelen Alma; Hımm, öyle mi, tamam gibi ufak sesler çıkararak Takdir etme; Özetleme, 'yani' sözcüğü iletişimde çok önemli; ve Sorma, ardından sorular sorun. Ses benim tutkum, benim hayatım. Ses üzerine koskoca bir kitap yazdım. Yani hayatım dinlemekle geçiyor. Bu kadarını insanlardan istemek aşırı olur. Ama inanıyorum ki her insanoğlunun doluca yaşayabilmesi için bilinçli dinlemesi gerekir yer ve zaman açısından etrafımızdaki fiziksel dünyaya bağlı, birbirimizi anlamaya bağlı, ek olarak manevi şekilde bağlı olarak, çünkü bildiğim her manevi yolun özünde dinleme ve derin düşünce var. Bu nedenle okullarımızda dinlemeyi bir beceri olarak öğretmeliyiz. Neden öğretilmiyor Delilik! Ve eğer dinlemeyi okullarımızda öğretebilirsek, dinlememizi o bahsettiğim tehlikeli ve korkunç dünyanın kaygan zemininden kurtarıp herkesin her zaman bilinçli dinlediği bir yere taşıyabiliriz ya da en azından dinleme yeteneğine sahip olduğu. Bu nasıl yapılır bilmiyorum, ama bu kesinlikle yapılmalı. Bu yüzden sizi birbirinizle bağlanmaya davet ediyorum, bunu görev edinin ve okullarda dinlemenin öğretilmesini sağlayalım, ve dünyayı bir nesilde bilinçli dinleyen bir dünyaya dönüştürelim bir bağlantı dünyası, bir anlayış dünyası ve barış dünyası.