İyi çevirmen nasıl olunur?

Ağaç yaşken eğilir!

Bu atasözü bir işte iyi olmak için aslında ilgili eğitimi çocukken almaya başlamanın ileride kariyere çok büyük katkısının olacağını en iyi anlatan sözdür. İnsanların ilgi alanları aynı korkuları gibi çocukken şekillenmeye başlar. Gördüklerini kendisi de uygulamak ister. Çocuğun “Bu ne?” sorusunu sorduğu andan itibaren ilgi alanlarının şekillenmesi bir anlamda neleri öğrenmeye çalıştıkları ile ilgilidir. Bilgi birikimi insanı baskın olarak bir alana yönlenmeye maruz bırakır. Çünkü bir bilgi yeni bilgilerin çağırıcısıdır. İnsan sürekli nedir sorusunun peşinden gider. Örneğin bilim adamlarının aslında hayati amaçları bu değil mi? Nedir sorusuyla dünyayı ve teknolojiyi daha iyi bir hale getirmek, iyi yaşam koşulları sağlamaya çalışmak, insanlık için büyük adımlar atmak. Hiçbir zaman araştırmanın tamamlandığı söylenemez. Çünkü bilim kendini geliştiren bir olgudur. İşte bu anlamda çocuk öğrenmeye başladığı bilgileri tamamlayan yeni bilgiler öğrenmek için çaba gösterir. Sürekli gelişim döngüsünün içerisine girer. Bu bağlamda çocuğun yabancı dil ile ilgili bilgiler edinmesi bu edinimin sürekli olacağı anlamına gelir. Ayrıca dilin özelliklerinden doğuştanlığı bakımından bu süreci ele alacak olursak insan doğuştan dil öğrenmeye yatkın olarak doğar ve çocukların dil öğrenimine yetenekleri yetişkinlere göre çok daha fazladır. Bir çocuğun 2 yaşında karmaşık ana dil öğrenip konuşmaya başlamasını düşünelim. Normal şartlarca bir dili öğrenmek için yetişkinlerin çok daha fazla zamana ihtiyacı olduğunu düşündüğümüzde bu tezin sağlamasını yapmış oluyoruz.

Yabancı dil nasıl öğrenilir?

Yabancı dil öğrenimi çocukluk döneminden orta yaşlara kadar mümkün olabileceği gibi, bunu etkileyen birçok faktör vardır. Aşağıda tek tek bu etkenleri açıklayacağız ama genel olarak bunlardan bir bahsedelim. Dil öğrenimi denince insan, bir yabancı dili nasıl öğreneceğim? Kendi ülkemde yabancı dil konuşamadan o dili nasıl öğrenebilirim? Ne kadar sürede öğreneceğim? Hangi yöntemleri kullanacağım? Gibi soruları kendine sorarak ve bunlara verdiği olumsuz cevaplar karşısında kendini öğrenemeyeceği yönünde koşullandırıyor. Aslında hiç de o kadar zor değil. Nasıl mı? Öncelikle kişinin öğrenme yöntemini belirlemesi gerekiyor. Öncelikle kendisine soracağı soru, ben hangi yöntemle öğrenmeyi seviyorum? Hangi yöntemle daha çabuk öğreniyorum? Kimi insanların görsel hafızası kuvvetli, kimisinin işitsel hafızası kuvvetlidir. Ve bazıları da sadece okuduğunu veya dinlediğini yazarak öğrenebilir. Bunların hiç birinden zevk almayan ve sıkılan kişiler için de bir yöntem var elbette. Eğlenceli kaynaklar veya yöntemler kullanarak dinleme, okuma veya yazma. Görsel zekası baskın olanlar için sürekli bir şey izlemek güzel bir egzersiz olacağı gibi işitsel zekası ön planda olanlar için müzik dinlemek, radyo kanallarını takip etmek çok faydalı egzersizler olacaktır. Tabi ki bu alıştırmaları yapmak temel dilbilgisi ve kelime bilgisi gerektirmektedir. Bu yüzden ortalama 1-3 ay kadar yabancı dilin dilbilgisi kurallarını çalışmak ilk yapılması gereken görev olarak nitelendirilebilir. Dilbilgisi öğrenme sürecinde zaten kişinin temel kelimeleri öğrenmeye maruz kalması, bu sürecin sonucunda temel ihtiyaçlarını anlatacak kadar konuşmasına bile imkan tanıyor.

Dil öğreniminde ailenin etkisi nedir?

Aile çocuğun eğitiminde birince sırada olduğu gibi bir çocuğun çevirmen olmasında etken olabilecek hobileri, alışkanlıkları kazanmasında da etkin bir rol oynayabilir. Örneğin çocuğun öğrendiği ana dil kelimelerini yabancı dilde de öğrenmeye başlaması için çeşitli çocuk dergileri veya yardımcı oyuncaklar alınabilir. Bu bağlamda ailede ebeveynlerden birisinin veya her ikisinin yabancı dil biliyor olması çocuğun küçük yaşta yabancı dil öğrenimini çok kolaylaştıracaktır. Anne veya babanın yabancı dil konuşuyor olması ve diğerinin ana dil konuşuyor olması çocuğun iki dilli büyümesindeki en faydalı ve etkili etkendir denilebilir. Çünkü daha önce de bahsettiğimiz gibi dil öğrenme hızı yaş ile ters orantılıdır. Yaş ne kadar küçükse dil öğrenme yeteneği ve hızı o kadar fazladır.

Dil öğreniminde İlgi, istek, merak, ilkokul eğitimi

Aile eğitiminden sonra gelen okul eğitimi ikinci önemli faktör sayılabilir. Ama yabancı dil öğretiminde en önemli unsurlardan biri sevdirerek öğretmektir. Kişinin dil öğrenmesi için her işte olduğu gibi öncelikle sevmesi gerekiyor. Sevgi beraberinde isteği getiriyor. Böylece çocuğun derse katılımı ve anlaması kaçınılmaz oluyor. Bununla beraber, öğretilen bilgilerden yola çıkarak yeni şeyler öğrenmek isteyen çocuk merak duygusuyla araştırmaya başlıyor. Böylece dil öğrenimi kendiliğinden ilerleyen bir sürece dönüşüyor.

Kitap okuma alışkanlığı edinin

Kitap okumak için herhangi bir yaş sınırı bulunmamakla beraber sürekli yapılması gereken, ve farklı türlerde okuyarak devam edilmesi gereken bir süreçtir. İngilizce’den örnek verecek olursak 1 milyon kelime hazinesi olan bu dil için bütün kelimeleri bir insan için öğrenmenin mümkün olmamasıyla beraber sürekli öğrenme çabası içerisinde olmak bir gerekliliktir. Farklı cümle yapıları görmek, yeni kelimeler öğrenmek, yabancı dil için anlama yeteneğini güçlendirecek ve çeviri anlamında hız kazandıracaktır.

Araştırmacılık özelliğinizi hiç kaybetmeyin

Her zaman söylenildiği gibi bir çevirmen, en az bir avukat kadar hukuk, yazar kadar edebiyat, bir doktor kadar tıp bilgisine sahip olmalıdır. Bu alanlarda kullanılan belgeler, metinler yabancı dile çevirtilmek istendiğinde bu işi yapacak olan tek başına bir çevirmendir. Bu noktada çevirmenin ilgili alan uzmanından yardım almak istemesi durumunda alabileceği yardım metnin erek dile dönüştürülmesi noktasına kadardır. Bu noktadan sonra erek dildeki kültür dönüşümleriyle, kalıplaşmış kullanımlarla ya da uygun kelimelerle ifade edilip sürecin tamamlanması gerekir.

İyi bir üniversite eğitimi çok önemlidir

Bu noktaya gelebilmek için, bir çevirmenin başarısının merdivenlerinden basamaklarından biri olan üniversite eğitimi çeşitli alanlarda bilgi sahibi olması, kendini çeviri yapabilecek düzeyde geliştirmesi yani çeviri yapmak istediği erek dillere yeterince hakim olması için tabiri caiz ise bir karargah konumundadır. Çünkü üniversitede öğrencinin kendine kattığı bilgiler çeviriye başlamadan önceki son kazanımlarıdır. Bu anlamda bu dönemde olabildiğince fazla çeviri çalışması yapmak çevirmenliğe atılan adımın sağlamlaştırılmasına yardımcı olacaktır.

Çok yönlü düşünme yeteneğinizi geliştirin

Sözlü çeviri yapacak kişiler için bu özelliğin ön planda olması gerekiyor. Çünkü sözlü çeviride yazılı bir metin ve yeterli süre olmadığı gibi son okuma gibi bir işlem de bulunmamaktadır. Bu anlamda dinleme yeteneği çok iyi olan bir tercümanın duyduğunu anlama, ögelerine ayırma ve erek dile aktarma işlemini sorunsuz yapabilmesi için bunun üzerinde çok fazla çalışması gerekmektedir. Bazı durumlarla sözlü çeviri için metin önceden belirlenmiş olabilir. Bu noktada sorun yaşamayan tercümanların, diğer durumlarda konuyla ilgili bir uzman olmasına rağmen bu işi ifa etmeden önce tekrar bir son araştırma yapması, eğer varsa konuyla ilgili güncel haberleri takip etmesi gereklidir. Böylece sözlü çeviri esnasında oluşabilecek eksik/yanlış aktarımların önüne geçilerek tam anlamıyla çeviri hizmeti sağlanabilir.

Yabancı dilde dizi izleyin

Dizi, film izlemek yabancı dil öğreniminde, telafuzların edinilmesinde önemli bir yere sahip olduğu gibi, edinilen yabancı dili geliştirmede de çok faydalı bir aktivitedir. Yabancı dil için dizi, film izleme alışkanlığı ayrıca o dil için kültürel ögeler hakkında bilgi sahibi olma açısından da yardımcı bir kaynaktır. Sokak dilinin konuşulduğu dizilerde daha çok ön planda olabilecek kültürel ögeler kolaylıkla böylece seçilip bilgi olarak edinilebilir.

Bambaşka bir çeviri türü hukuki metinler

Her ülke için resmi belgeler büyük bir yere sahiptir. Ve bu resmi belgelerin içerisindeki hukuki belgeler… Hukuki belgelerin çevirisi diğer çeviri yöntemlerinden farklıdır. Çünkü ülkelerin hukukları farklı etmenlerden etkilenmiş ve özgün bir hale bürünmüşlerdir. Bu anlamda her yabancı dil için her belgenin çevirisi ayrı bir terminoloji gerektirir. Çoğunlukla kalıplaşmış cümleler ve yapılar kullanılır. Hukuk çevirisinde çeviri yeteneğine sahip olmak kaynak dili iyi bilmek yeterli değildir. Daha önce kaynak ve erek dildeki bu metinleri çalışmış olmak çevirmiş olmak gereklidir. Ancak böylelikle hukuki metinleri doğru çevirmek mümkün olabilir. Aksi halde belge sahibi ya da tercüman için bazı hukuki sorunlar açabilir.

Kaynak ve hedef metnin tarihi çeviriyi anlama ve işleme geçirmede çok önemlidir

Çeviride sadece erek dili iyi bilmek ve çevirebilmek de yeterli gelmiyor maalesef. Çünkü bir ülkenin tarihini bilmeden bazı metinleri çevirmek yorumlamak imkansız hale gelebiliyor. Bu yüzden bir çevirmenin mutlaka sahip olduğu yabancı dillerin genel tarihini bilmesi gerekmektedir. Çünkü bazı durumlarda çeviride yorumlama ön plana çıkmaktadır. Ve yorumlama tabi ki ilgili metinle ilgili bilgi sahibi olan bir çevirmen tarafından yapılabilir.

“Tecrübe” olmazsa olmazdır

Son olarak bütün bu adımlar uygulanıyor olsa bile çeviride tecrübe son aşama olup sürekli kendini geliştiren bir aşamadır. Çünkü çevirmen farklı konularda çeviriler yaptıkça farklı alan bilgilerine ihtiyaç duyar ve yavaş yavaş kendini bu alanlarda geliştirmeye çabalar. Böylece Sürekli büyüyen bir bilgi hazinesiyle yoluna devam eden çevirmen tecrübesine tecrübe katar. Sözlü çevirmenler için de ardıl çeviri esnasında çeviri işleminin hızlılığı açısından bakıldığında yine bu alanda çokça çeviri yapmış olmaları gerekiyor. Başarılı bir çevirmenin öyküsü bu şekilde olmalıdır. Çevirmenlik bir merak ve ilgi işidir. Ayrıca dakikada yüzlerce kelimenin konuşulduğu bir konferansta ardıl çeviri yapan bir tercümanın merak ve ilgi dışındaki tecrübesini de takdir etmeden geçmemek lazım.